Konya Ekonomi Raporları


  

2021 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2021-yili-konya-ekonomi-raporu.jpg

Konya Ticaret Odası Ekonomik Araştırmalar ve Proje Müdürlüğü tarafından 2013 yılından bu yana her yıl hazırlanan Konya Ekonomi Raporu’nun 2021 yılı sayısı yayınlanmıştır. Söz konusu rapor yılda bir defa yayınlanmakta olup ilgili yılda dünya, Türkiye ve Konya ekonomisindeki gelişmeleri incelemektedir.

2020 yılında, tüm dünya ekonomileri pandeminin yarattığı ağır etkilere karşı önemli ekonomik adımlar atmıştır. Bunların başında, merkez bankalarının bilanço genişlemesi gelmektedir. Ekonomik faaliyetlerde ortaya çıkan daralmaya karşın alınan önlemler ve uygulamaya konulan politika ve likidite destekleri küresel ekonominin karşı karşıya kaldığı riskleri önlemiştir. Diğer yandan aşı ile ilgili gerçekleşen ilerlemeler 2021 yılında küresel ekonomiyi toparlanma sürecine sokmuştur. Covid-19 virüsünün bulaşıcı yeni varyantlarının ortaya çıkması normalleşme sürecini sekteye uğratırken tedarik zincirini kesintiye uğratmış, emtia ve enerji fiyatlarında meydana gelen artışlar ekonomik gidişatın önündeki engeller olarak ortaya çıkmıştı.

2021 yılında Türkiye ekonomisi pandemi şartlarına rağmen hızlı bir toparlanma yaşamıştır. Bu süreçte iç ve dış talepteki artışlar ile birlikte iyileşme süreci başlamıştır. Mal ve hizmet ticaretindeki olumlu gelişmeler, dış ticaret dengesine de yansımıştır. Dış talep konusunda hızlı aksiyon alan yapısı ve Avrupa ülkelerine olan coğrafi yakınlığı ülkemize ihracat açısından önemli kolaylıklar sağlamıştır.

Konya; hem Türkiye’nin hem de İç Anadolu Bölgesinin tarım, ticaret, sanayi ve turizm cazibe merkezi olarak bölgedeki diğer illere lokomotiflik görevi yapan, ülke ekonomisine ciddi katkıları bulunan bir üretim üssüdür. Tarımdan gelen gücünü sanayiye en iyi şekilde aktaran bir il olan Konya, sanayi şehri olma yolundaki iddiasını her geçen gün artırarak büyümeye devam etmektedir. Bu durum rakamlara da yansımaktadır. Bu kapsamda Konya’nın 2021 yılına ilişkin demografik yapı, tarım, sanayi, dış ticaret, ar-ge, yatırım teşvik vb. pek çok alanda verilerin ve analizlerin yer aldığı “Konya Ekonomi Raporu 2021” çalışması, Konya ekonomisinin gelişim sürecinin izlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Konya Ticaret Odası, 137 yıllık köklü geçmişiyle şehrimiz ve ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültür alanlarda gelişimine katkı sağlamak için canla başla hizmet etmektedir. Odamız programlı olarak yürüttüğü projeler ile şehrin ihracatını artırmak, üyelerimizin ticaret hayatında yaşadığı sıkıntıları gidermek ve özel sektörün ülke ekonomisine maksimum katkıyı sağlaması için faaliyet göstermektedir. Bu bağlamda, “Konya Ekonomi Raporu 2021” çalışmamıza katkı sağlayan bütün kurum ve kuruluşlara teşekkür ederiz.

Konya Ekonomi Raporu 2021 için lütfen tıklayınız.

2020 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2020-yili-konya-ekonomi-raporu.jpg

Dünyadaki bu tablonun ülkemizde de benzer özellikler gösterdiği aşikârdır. İlk çeyrekte ekonomimizin yüzde 5,9 büyürken, koronavirüs başlangıcı olarak nitelendirilebilen ikinci çeyrekte ciddi bir küçülme ile karşılaşılmıştır. Ülkemiz genelinde “Temizlik, Maske, Mesafe” sloganı ile başlatılmış olan korunma çabaları; sokağa çıkma kısıtlamaları, esnek ve dönüşümlü çalışmalar, şehirlerarası seyahat yasakları gibi birçok farklı uygulama ile devam etmiştir. Yılın ikinci yarısında hızla toparlanan ekonomimiz 2020 yılını yüzde 1,8 ortalama ile kapatmıştır.

Şehrimiz açısından 2020 yılında ülke verilerine göre daha iyi veriler ile karşılaştığımızı söylemek mümkündür. Salgına rağmen Konya’da kurulan şirket sayısı bir önceki yıla göre yüzde 32,6 artmış, ülke ihracatı yüzde 6 azalırken Konya ihracatı yüzde 8’in üzerinde artarak 2020 yılını rekorla kapatmıştır.

2020 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2019 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2019 yılını değerlendirirken öncelikle dünyada yaşanılan gelişmeleri dikkatle incelememiz gerekmektedir. 2019 yılı dünya açısından belirsizliğin ve stresin oldukça yükseldiği bir yıl oldu. Dünyanın en büyük iki ekonomisi ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimi, karşılıklı misillemelerle körüklenen bir savaşa dönüştü. Küresel ticaret hacmi daraldı, ekonomik güven ve yatırımlar oldukça zayıfladı. En az savaşın tarafları kadar, başta Avrupa Birliği, Japonya ve diğer Asya ekonomileri olmak üzere dünyanın pek çok ülkesi bu savaştan olumsuz etkilendi. Büyümeyi sınırlayıcı etkileri ortaya çıktıkça ticaret savaşlarında kazananın olmadığı da daha iyi anlaşıldı.

Dünyadaki gelişmeleri kısaca değerlendirdikten sonra ülkemize dönecek olursak; yaşadığımız derin finansal dalgalanmanın ardından 2019 yılı ekonomik dengelenmeyi sağlamaya çalıştığımız bir yıl oldu. Yılın ikinci yarısı ile birlikte Merkez Bankası'nın politika faizlerini hızlı bir şekilde düşürmesi, enflasyon oranının tek haneye inmesi, dış ticaret açığının kontrol altına alınması ve döviz fiyatlarının stabil hale gelmesi olumlu gelişmeler oldu.

2019 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2018 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2018 yılı Türkiye ekonomisi açısından oldukça zor bir yıl olmuştur. Özellikle 24 Haziran seçimlerinin hemen ardından, başta döviz, arkasından da faiz ve onu tamamlayan enflasyon üzerinden finansal istikrarın ciddi anlamda sarsıldığını gördük. Türkiye ekonomisi 2018 yılının ilk çeyreğinde %7,2, 2. çeyrekte %5,3, 3. çeyrekte ise %1,6 oranında büyümüştür. 4. çeyrekte ise büyüme %3 azalırken, yıllık ortalama büyüme %2,6 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Bu veriler 2018 yılının ilk ve ikinci yarısının farklı koşullarda yaşandığını ortaya koymaktadır. Bir başka ifadeyle yılın ilk yarısında ekonomi oldukça hızlı büyümüş, ancak ikinci yarıda önemli oranda yavaşlamıştır. Burada döviz kurlarında yaşanan artışlar belirleyici olmuştur.

2018 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2017 Yılı Konya Ekonomi Raporu

Büyük buhrandan sonra küresel ekonominin yaşadığı en sert kriz olan 2008 finansal krizinden bu yana küresel ekonomide halen tam anlamıyla bir toparlanmadan bahsetmek mümkün değildir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, 2008 yılının sonlarına doğru tarihte sürekli hatırlanacak finansal krizlerinden birisiyle karşılaşmışlardır. Krizi atlatmak ve krizin etkilerinden kurtulmak için merkez bankaları likidite seviyelerini daha önce görülmemiş oranlarda artırmıştır.

Böylece küresel likidite hızla genişleyerek gelişmekte olan ülkelere yönelmiş ve bu ülkelerin ekonomilerini canlandırarak küresel büyümenin üstlenicisi olmalarını sağlamıştır. Küresel kriz, uzun süreli düşük büyüme gibi bir soruna sebep olmuştur. Pek çok gelişmiş ülke yapısal sorunlarla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Küresel krizden bu yana ülkeler, krizin olumsuz etkilerinden kurtulmak için kısa vadeli politikalarla çözüm arama yoluna başvurmuştur.

2017 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2016 Yılı Konya Ekonomi Raporu

Türkiye ekonomisi küresel ticaretteki zayıflık, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ve ciddi jeopolitik risklerin gölgesinde 2016 yılının ilk yarısında önemli bir büyüme performansı gösterirken, darbe girişiminin gerçekleştiği üçüncü çeyrekte kısmi bir daralma yaşamıştır. 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde ciddi sistemik risklerle karşı karşıya kalan Türkiye ekonomisi bir ülkenin yaşayabileceği en büyük siyasi ve ekonomik krizlerden birisiyle karşı karşıya kalmıştır. Bertaraf edilen darbe girişimi sonrasında aktif bir kriz yönetimi performansı sergilenmiş, ekonomik aktivitelerde canlılığın devamlılığı için önemli adımlar atılmış, ulusal ve uluslararası yatırımcılara yönelik güven verici açıklamalarla pozitif ortamın istikrarı sağlanmıştır.

Türkiye ekonomisi 2016 yılında kendi iç dinamiklerinin yanı sıra kritik küresel çalkantıların ve gelişmelerin de etkili olduğu bir süreç yaşamıştır. Haziran ayında İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararı (Brexit) sonrası süreçte yaşanan belirsizlikler ve Avrupa’nın geleceğine yönelik endişeler artış göstermiştir. AB’nin kendi içinde yaşanan muhtemel çıkış tartışmalarının tetiklediği belirsizlik küresel piyasalara taşınmıştır.

2016 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2015 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2015 yılı Türkiye ekonomisi için zorlu bir yıl oldu. Küresel tarafta; ABD Merkez Bankası Fed’in 9 yıl aradan sonra ilk faiz artırımlarına hazırlanması sonucu, Türkiye ve benzer gelişmekte olan ülkeler daha önce pek görülmedik boyutlarda sermaye çıkışlarına ve buna bağlı olarak dolar karşısında sert bir şekilde zayıflayan para birimlerine maruz kalmıştır. Kasım seçimlerinden önce ekonomik beklenti ve güven 2008-2009 krizi seviyelerine inmiştir.

Küresel ortamdaki bu olumsuz koşullara ek olarak, Türkiye’de 2015 yılı; 2 genel seçim, siyasi belirsizlik riski, kaos oluşturma çabası, Suriyeli mülteci konusu ve Güneydoğu’da yaşanan terör ile geçmiştir. Bu ve benzeri olaylar tabii ki ekonomimizi doğrudan etkilemiştir.

2014 yılının son çeyreğine yapısal reform rüzgârıyla giren Türkiye ekonomisi, 2015 yılının son çeyreğine kadar bu rüzgârı arkasına alarak hareket edememiştir. Önce 7 Haziran sonrası oluşan siyasi belirsizlik, sonrasında 1 Kasım'a kadar süren “ekonomide ve siyasi ortamda uzun yıllar sonra istikrarsızlık mı hâkim olacak" sorusu ekonomiyi gündemin ana konusu olmaktan çıkarmıştır.

2015 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2014 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2008 yılında ABD merkezli olarak ortaya çıkan ekonomik kriz, özellikle gelişmiş ülke ekonomilerini etkisi altına almış ve dış ticaret yoluyla Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri de etkilemiştir. 6. yılını geride bıraktığımız krizin etkilerini gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelere göre daha hızlı üzerlerinden atabilmiş görünüyor.

Küresel krizin gelişmiş ülkeler üzerindeki etkilerini görebilmek için; kriz sonrası Avro Bölgesi’nin görünümüne bakmak yeterli olacaktır. 2014 yılında da ekonomik durgunluğun devam ettiği Avro Bölgesi, yılın 3. çeyreğinde %0,2 büyüyebilmiştir. Kriz sonrasında büyümede istikrarlı bir yapıya kavuşamayan Avro Bölgesi’nde işsizlik yüksek seviyedeki konumunu korumaktadır. Diğer büyük ekonomiler de, 2014 yılında birçok risk ile karşı karşıya kalmıştır

2014 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2013 Yılı Konya Ekonomi Raporu

Türkiye ekonomisi, uzun yıllar boyunca siyasi başarısızlıkların gölgesinde kalarak potansiyelinin altında bir performans sergilemiştir. 1990’lı yıllarda yaşanan siyasi belirsizlikler başta ekonomi olmak üzere birçok alanı olumsuz yönde etkilemiştir. Bu dönemde, yüksek enflasyon, dış borç, yüksek bütçe açığı ve cari açık nedeniyle iç ve dış şoklara karşı dirençsiz hale gelen ekonomi kırılgan bir yapıya bürünmüştür.

Bu dönemde ayrıca, kamu açıklarının artması, öngörülen bankacılık reformlarının yapılmaması, döviz kurunun aşırı değerlenmesi ve düzeltici devalüasyonun yapılamaması sonucu yüksek bir cari açık meydana gelmiştir. Bu sorunlara karşı alınması gereken önlemler koalisyon hükümetlerinin siyasi zayıflığının gölgesinde kalmış ve zamanında engellenememiştir. Dolayısıyla, Türkiye tarihinin en ağır krizlerinden biri olan 2001 krizini yaşamasına neden olmuştur. Yaşanan bu kriz sonrasında da dönemin hükümeti IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlardan tarihin en büyük yardımını almak zorunda kalmıştır.

2013 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2012 Yılı Konya Ekonomi Raporu

Küresel krizin etkilerinden hızla kurtulan Türkiye ekonomisi kriz döneminde ertelenmiş iç talebin de etkisiyle, 2010-11 yıllarında özel sektör öncülüğünde güçlü ve iç talep kaynaklı bir büyüme süreci yaşamıştır. 2010 ve 2011 yıllarında ortalama yüzde 8,8 büyüyen Türkiye ekonomisi, bu performansı ile dünyada kriz sonrası en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer almıştır. Bu dönemde özel sektör tüketim ve yatırım harcamalarındaki artış, özellikle iç talep kaynaklı canlanmanın itici gücü olmuş ve büyümeyi önemli ölçüde etkilemiştir.

Aynı dönemde Türkiye ekonomisi iç talebe dayalı büyürken, dış talep büyümeyi olumsuz yönde etkilemiştir. Ancak, büyümenin kompozisyonu, 2011 yılının ikinci yarısı ile küresel ekonomideki yavaşlama ve içeride de alınan önlemler neticesinde yeniden dengelenme sürecine girmiştir. Ekonomiyi soğutmak için alınan önlemlerin etkisiyle birlikte dengeli bir biçimde yavaşlamaya başlayan Türkiye ekonomisi, 2011’in ikinci yarısından itibaren yumuşak iniş patikasına doğru yönelmiştir.

2012 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2011 Yılı Konya Ekonomi Raporu

Ülkemizi dış ticaret, finansman ve beklentiler olmak üzere üç yoldan etkileyen küresel krizle beraber 2008 yılının ikinci çeyreğinden itibaren daralmaya başlayan Türkiye ekonomisi, yurtiçi talep ve üretimi artırmaya yönelik alınan önlemler sayesinde 2009 yılının ikinci çeyreğinden itibaren yavaş yavaş canlanmaya başlamıştır. Ekonomide başlayan bu canlanma eğilimi, hükümet tarafından zamanında ve doğru politikalar uygulanarak desteklenmiştir.

Belirsizliklerin azalması, tüketici güveninin artması, kredi koşullarının iyileşmesi tüketim ve yatırım kararlarını olumlu yönde etkileyerek yurtiçi talebi artırmıştır. Ekonomik canlanmada sağlanan bu ivme 2010 yılında da devam etmiş ve yılın ilk yarısında GSYH, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 oranında artış kaydetmiştir. Böylece önceki dönemlerde IMF’nin dünyanın en büyük ekonomileri sıralamasında ilk 26'da yer alan Türkiye, 16. sıraya kadar kadar yükselmiştir.

2011 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2010 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2008 yılının ikinci çeyreğinden itibaren daralmaya başlayan Türkiye ekonomisi, küresel krizin etkilerini azaltmaya ve yurt içi talep ve üretimi artırmak için alınan önlemler ile 2009 yılının ikinci çeyreğinden itibaren canlanmaya başlamıştır.

Krize karşı alınan mali ve parasal tedbirler sonucunda belirsizliklerin azalması, tüketici güveninin artması, kredi koşullarının iyileşmesi tüketim ve yatırım kararlarını olumlu yönde etkilemiş ve yurtiçi talep artmıştır. Böylece, 2009 yılının son çeyreğinde GSYH % 6 oranında artmıştır. Ekonomik canlanmada sağlanan bu gelişme 2010 yılında da devam etmiş ve 2010 yılı üçüncü dönemine ilişkin hesaplanan GSYH değeri bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla % 5,5 artış göstermiştir. Böylece, Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen birkaç ekonomisi arasında yer almıştır.

2010 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2009 Yılı Konya Ekonomi Raporu

Küresel krizin çıkış noktası olan ABD ve Avrupa bankacılık sistemlerindeki sorunların tam olarak giderilememesi nedeniyle oluşan güven kaybı ve kredi kanallarının hala sağlıklı çalışmaması neticesinde, finansal piyasaların kriz öncesi etkinliğinden oldukça uzak olduğu gözlenmektedir.

Ekonomilerde görülen belirgin yavaşlamaya bağlı olarak enerji ve emtia fiyatlarının düşmesi, 2009 yılı ilk çeyreğinden itibaren, gelişmiş ülkelerde enflasyon kaygılarının yerini deflasyon kaygılarına bırakmasına neden olmuştur. Ülkemizde ise enerji ve emtia fiyatlarındaki düşüşün yanı sıra iç ve dış talep daralmasının da katkısıyla, enflasyondaki gerileme sürmektedir. Önümüzdeki dönemde, küresel ekonominin istikrara kavuşmasının zaman alacağı da göz önünde bulundurulduğunda, enflasyondaki aşağı yönlü hareketin devam etmesi beklenmektedir.

2009 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.

2008 Yılı Konya Ekonomi Raporu

2007 yılı Ağustos ayında Amerika’da ortaya çıkan ekonomik kriz içinde bulunduğumuz şu günlerde dünya ülkelerini etkisi altına almıştır. Şu anda krizden fazla etkilenmeyen ülkeler de ilerleyen dönemlerde etkilenecektir. Ülkemiz için de böyle bir risk elbette vardır. Küreselleşme ekonomik alana yoğunlaşmıştır. Ekonomiler birbirine bağımlı hale gelmiştir. Ve ekonomik sınırlar belirsiz bir durumdadır. Küreselleşmenin en büyük hastalığı mali krizlerdir.

Eylül ve Ekim ayları, Ağustos 2007’den bu yana devam eden küresel kredi krizinin etkilerinin en yoğun hissedildiği aylar olmuştur. Bu dönemde, banka kurtarma operasyonları ABD’den Euro Alanına ve İngiltere’ye sıçramıştır. ABD Hükümeti’nin finans sistemini korumak ve kredi sıkışıklığını azaltmak için hazırladığı maliyeti 850 milyar Doları bulan kurtarma paketi piyasalardaki gerginliği azaltmaya yetmemiştir.

2008 Yılı Konya Ekonomi Raporu için tıklayınız.